Sizi gidi pis süt junkieleri siziii, içmeyeydiniz o kadar!

 

Eveeeet 1980′lerin sonunda 80 kuşağı bebeleri, şimdinin 30′lularını daha ilkokul önlükleri içinde aynı tornaya sokmaya çalışırken dağıttığınız Çernobil aromalı fındıkların dimağlarımızda yarattığı deneysel etki geçmemişti ki bir de Okul Sütü fiyaskosu patladı.

Üzerine geyik bile yapılamayacak bir saçmalık, ihmalkârlık, ahlaksızlık örneği.. Elimde değil ti’ye almadan yapamıyorum. Çok sinirlendiğimde zaten gülerim ben, öyle bir durum anlayın siz..

Ülke çapında 7 milyon ilkokul öğrencisine ücretsiz, sağlıklı süt dağıtmaya kalktık.. Daha projenin ilk gününde yüzlerce öğrenci zehirlendi! Devlet baba bizi besleyemediği gibi, üstüne bir de zehirledi! Çocuklar aç kalsa, devletin vereceği 200 ml’lik UHT süt eksik olsa da kemikleri daha az gelişse daha iyiydi vallahi!

Ektiği 3 parça çiçeği poster poster “İstanbul’u yeşillendirdik” diye pazarlayan, Kanal projeleriyle hayal tüccarlığına soyunanlar, Okul Sütü rezaletinde bırakın hatalarını kabul etmeyi bir de üstüne benim Kusmuk Atölye’mde bile üretemeyeceğim kalitede açıklamalar kusmaya başladı! :

“Çok içmişlerdir, aşırı dozdan olmuşur” (Damardan alıyor çocuk çünkü junkie gibi tabi..)

“Zehirlenme değil alerjik reaksiyon” (ne süt alerjisiymiş anasını satayım, acilen aşısını geliştirmeliler)

Akıl fikir ihsan eylememişsin, bari biraz vicdan ihsan eyle yarabbim!!!!!

Arz fazlasını konsolide etme aracı bebeler

Okul Sütü projesine ilişkin Bakanlar Kurulu Kararı’ndaki ifadeler ise zaten en başından bugün gelinen noktanın sorumlusu olan zihin haritasını ortaya koymuş aslına bakarsanız! Kararda gayet açık bir biçimde “arz fazlası”nın bebelere içirileceği, daha da pervasız konuşalım hadi madem, daha tüyü bitmemiş sübyanların endüstrinin bilanço kalemlerindeki artı-eksi dengesinde bir konsolidasyon aracı gibi kullanılacağı zaten belirtilmiş! “Arz fazlasının değerlendirilmesi” deniyor.

Ha bu karar Türkiye’de değil Avrupa’da alınmış olsa, bir derece amennah.. Malesef böyle.. Hani win-win ilişkisi dersin, “okey şirketler de fazlalıklarını satarken stoklarını eritiyor ama çocuklar da bedavaya iyi süt içiyor en azından” dersin (ki bu fikrin açık açık bu kadar pervasızca Bakanlar Kurulu Kararı’nda en azından bu ifadelerle yer alıyor olmasının da ahlaki boyutunu tartışmak lazım o ayrı..) ama, sermayedarın stoğunu eritmek uğruna sütün denetimi, kontrolü gibi sürecin asıl önemli basamaklarının bu kadar göz ardı edilmesi kimse kusura bakmasın (ya da baksın, niye bakmıyor??!! Utansın, yüzü kızarsın, eğilsin, bükülsün) ama projenin amacındaki iyi niyetin de ister istemez sorgulanmasına neden oluyor.

Neresinden tutsan eğriliyor bükülüyor…

-       Çocuklara UHT sütü dağıtmak ne kadar faydalı? Uzun ömürlü sütün içinde nasıl kanserojen maddeler olduğunu ya da en azından taze günlük süt kadar sağlıklı olmadığını biliyoruz. Daha geçen aylarda fırlatıp atmadık mı UHT sütleri buzdolaplarımızdan? Ben en azından günlük içmeye çalışıyorum mümkün mertebe.

-       Sen muhasebeci gibi ensesi yağdan kat kat olmuş sermayedarının bilanço dengesini düşünürken, sabiler telef oldu be padişahım!

-       Arınç… Tek kelime yeterli sanırım. Devletin dağıttığı sütten zehirlenen çocuklar için “çok içmişlerdir, “aşırı doz”dan olmuştur” diyen bir kafa, yuvarlak (hani içi beyin dolu olan)..

 

Ben gidip biraz süt içip overdose olmayı planlıyorum, altın vuruş yaparken gitti deyin arkamdan, cool olur biraz bari!

ezberbozan

 wellcome back baby ;)

Birkaç sene öncesine kadar ha bire yazıp durduğum bloguma uzun zaman ara verdim.

Ha o arada blog yazarlığı diye bir şey türedi (hala ne olduğunu anlayabilmiş değilim?? Yazmak dediğin gizlidir, büyülüdür, özeldir, özenlidir. Ben hala kağıtlara alıyorum notlarımı…), bense o arada sustum, koşturdum, yoruldum, dinlendim, uyudum, gezdim (çok gezdim :) ), bir baktım ki yine fık fıklanmaya başlamışım.. Yazmadan duramıyorum, bunu anladık.. Hatta mutsuz oluyorum.. O derece..

Daha uzun yazmalıyım.. daha az soluklanarak..daha hızlı koşarak.. Gizli olmalı, özenle korunmalı, sonra cicili bicili yeni defterler gibi masaya serilmeli.

Daha fazla hayal kurmalıyım.. Eskisinden bile fazla..  Ezberi bozarak.. Derin bir nefes alarak..

Burada da terimi atarak, çöpe dönmüş kafamın içindekilerini kusarak…

 

Kusmuk Atölye’me buyrunuz efenim!

Tüm koltuklar VIP, isteyen mısır patlağı da yiyebilir, beni bozmaz..