OSTROM BİZİ DİSKOYA GÖTÜR! :)
Posted on | October 13, 2009 | 1 Comment
Yürü be Ostrom! Herşey bir kenara Nobel Ekonomi Ödülü’nü tarihinde ilk kazanan kadın bu tonton gülüşlü, anneanne görünüşlü kadın oldu. İlk kez bir kadın Nobel Ekonomi ödülünü kazandı!
Adı: Elinor Ostrom.
Tıpkı iktisat fakültesindeyken Stiglitz’in kitaplarını devirdiğimiz gibi artık Ostrom da fotokopicilere iyi gelir kapısı olacak!
Tabi şöyle bir durum var. Aslında Ostrom’un Nobele layık görüldüğü “yönetişim” çalışmaları “ekonomi” kategorisine bile girmiyor. Hatta zaten gerek Ostrom gerekse ödülü paylaştığı Williamson (adam da resmen arada kaynadı, ilk kadın iktisatçı derken!!..) ödülü alması beklenenler listesinde neredeyse yoktular bile.. Bahis sitelerinde talep yönlü çallışmaları ile tanınan Fehr gibi isimlere yüzde 50 şans tanınıyordu.. Malum küresel krizde talebi coşturmaya kafa patlatırken herkes, Nobel’i de alsa alsa talep çalışan ekonomistler alırdı.. Ama öyle olmadı, Ostrom hepsini tuş etti valla!!!! :)) (canım benim ne sevimli şeysin sen öyle :)))
Aslında Ostrom’un çalışmaları bir çok alanda birden değerlendiriliyor; ekonomi, sosyoloji, antropoloji, coğrafya ve hatta ormancılık ve balıkçılık! Temel argümanı şu Ostrom’un: Ne devlet tarafından ne de özel işletmelerce yönetilmeyen, belki bir kabile, yerli halk, kasabalılar ya da bir işbirliği örgütleri tarafından idare edilen ortak mülkler çoğu zaman daha verimli oluyor. Bu ortak mülklerden kasıt nedir?
Örneğin Ostrom ve arkadaşları, hatta bu arkadaşlarının arasında bir de coğrafyacı Fikret Berkeş isimli bir Türk de var, Kanada ve Türkiye’deki balıkçılık yapısı üzerine çalışmış. Japonya’da da ormancılık faaliyetleri de köylülüler tarafından idare ediliyor. Ve tüm bu çalışmaları sonucunda Ostrom “Abicim köylülerin, birliklerin ya da kabilelerin işlettiği doğal kaynakları özel sektöre de devlete de versen bu kadar iyi işletemez, bu kadar verimli çalıştırılamaz” sonucuna varıyor.. Ve Nobel’e giden yolda bu noktada açılıyor..
Bu noktada Ostrom aslında Nobel Ekonomi ödülleri için bir dönüm noktası! Çünkü bu ödülün Ostrom’a gitmesi ekonomi disiplinin artık siyaset bilimi, sosyoloji ve coğrafya gibi diğer disiplinleri de tanımaya başladığının bir işareti.
S.
Kibarca “güle güle” IMF!
Posted on | October 9, 2009 | No Comments

Converse’ler de ekonomi sever! ![]()
IMF-Dünya Bankası 2009 Istanbul Kongresi’nin kapanış konuşması..
İlginç gibi kapanış konuşmasında benim dışımda Türk gazeteci yok!!
Kapanış konuşması biterken ve gonga vurulurken gazeteci arkadaşlar
gelmeye başlıyor
zaten çok kısa bir konuşma oldu işte formalite hesabı sonra hep beraber kalktık ve “ee bu mudur?..” olduk..
Zaten İstanbul Kararları muhabbetini Ali Babacan ortaya atmıştı, biraz da görmemişin IMF toplantısı olmuş hesabı bu zirve hep “İstanbul Kararları” diye pazarlandı durdu, (ki şahsen buna hep bıyıkaltı güldüm ben de neyse..)
Kısacası Londra’daki maliye bakanları ve son Pittsburgh’deki G20 zirvesinde alınan kararlar tekrarlandı kapanışta
o da hani ayıp olmasın diye ![]()
- Finansal regülasyon artırılmalı, risk yönetimi güçlendirilmeli
- Aman ha gevşek para politikasından erken çıkayım demeyin
- E bi zahmet bu krizden sonra koordineli oluruz dimi?
- Gelişen piyasalara da ağırlık versek diyorum?
Kısacası sonuçları budur abicim IMF Istanbul zirvesinin, sonuç derseniz tabi.. Ama en azından bu “strong will” dediğimiz şey bir kez daha tekrar edildi.. Şimdi sıra harekete geçmesinde.. Yoksa bunları hep dinleyip duruyoruz zaten..
Bireysel anlamda bakarsaaaak:)
IMF toplantıları bana buzzz gibi soğuk press salonunu ama dünyanın dört bir yanından gelmiş rengarenk meslektaşlarımı, guruldayan mideleri, öğlen 3te tek öğün dağıtılan iğrenç kruvasan ve çörekleri, topuklulardan şişmiş ayakları ama mesleki olarak yaşadığım tatmin duygusunu ifade ediyor..
Faiz artırımı bahane, bol paradan çıkış şahane!
Posted on | August 27, 2009 | No Comments
Ahh nihayet işte beklenen oldu.. Yok ABD, yok babadeee derken küresel kriz başladığındna bu yana dünya çapında gevşek para politikasından ilk çark eden İsrail oldu!
Haftaiçi İsrail Merkez Bankası 2007′nin sonundan beri izlenen düşük faiz politikasına son noktayı koydu ve gösterge faizini çeyrek puan artırarak yüzde 0,75′e yükseltti.
Bir ay önce falan ABD, İngiltere ve Japonya fena halde keklemişti bizi, aman aman nasıl da ifadeler kullanıyorlardı “gevşek para politikası bitiyor, musluu kapıyoruz” gibilerinden.. E tabi sonuçta adamlar dedikleri dakika para politikasında sıkılaştırmaya gitmeyecekleri, orası açıktı. Ama ABD Merkez Bankası’nın (FED) ve İngiltere Merkez Bankası’nın (BoE) kalkıp da şu meşhur varlık alım programlarını da uzatıp genişletmelerini de beklemiyorduk yani açık konuşalım :))
BoE varlık alım programını geçen hafta 50 milyar sterlin büyüttü?? Eee nası yani.. dedik, hani krizden çıkış başlamıştı, bol para dönemi bitiyordu? Üstüne FED de TALF programını 200 milyar dolar genişleti, o da yetmedi süresini bile uzattı 6 ay kadar.
Hal böyle olunca meraklara gark olmadım değil.. nası iş bu?.. Aslında çok basit…
Ekonomiden iyi sinyaller geliyor EVET
GSYİH’lar toparlanıyor EVET
Hatta perakende verileri bile canlanma sinyali vermeye başladı EVET
EVET EVET EVET EVET!
Tamam itirazımız yok…
Ama merkez bankaları bunların hepsinin bir yılı aşkın süredir izledikleri gevşek para politikası ve teşvik programları sayesinde olduğunu BALLLLLL gibi biliyor!… Zaten programların amacı buydu ve ekonomistler de kantitatif gevşetmeden çıkmanın zamanlamasının ne kadar önemli olduğu konusunda bas bas bağırıyor…
Dolayısıyla hem ABD hem de İngiltere temkinli oynuyor.
Üstelik İngiltere’de izlenen kantitatif gevşetme programları alsına bakarsanız öyle çok ahım şahım bir rahatlama sağlamış değil özellikle bankacılık sektöründe. İngiliz bankacılık sektöründe hala likidite sıkınıtsının çözülemediği tartışmaları yürüyor.. Sterlin de kantitatif gevşetme programlarının işe yaramadığı endişeleri ile kan kaybediyor bu ara..
Şimdi İsrail’den sonra sırada kim var onu konuşuyoruz.. Polonya olabilir, dün faizini değiştirmeyerek aslında bol paradan çıkışın ilk sinyalini verdi. Doğu Avrupa’dan faiz artırımı gelebileceği konuşuluyor, Macaristan hariç tabi.. Küresel koordineli faiz indiriminin başladığı dönemde adamlar forintimizi koruyacağız diye faiz indirmemişti. Yani biraz geriden geliyorlar, hatta gevşetme politikası aslında Macaristan’da daha yeni yeni başladı diyebiliriz.. Ordan bişey beklemeyin ![]()
Avustralya ve Hindistan da olası isimlerden..
Let’s seeee!
S.
Boğalaşmak ya da boğalaşmamak.. işte bütün mesele bu!!!
Posted on | August 13, 2009 | 2 Comments

Bernanke’yi, Trichet’yi yada King’i, farketmez, bir lafı bir bakışı piyasaları hoplatmaya yeten herhangi bir ekonomi kurmayını hayal ediyorum tiyatro sahnesinde! Mesela Bernanke! Beyazlar içinde diz çökmüş elinde bir kafatası… bla bla.. evet uçmadan konuya gireyim iyisimi
“Olmak ya da olmamak” gibi derin mevzular değil de, bu aralar işimiz “boğalaşmak ya da boğalaşmamakla”la alakalı daha çok!
V tipi dedik, W tipi dedik, yok yok U tipi dedik, sonra da eyvah L tipi dedik! Yaşadığımız resesyona dünya çapında hepimiz bir isim koymaya çalıştık. Şimdi “Karekök” tipi çok tartışılıyor, yani dipten sonra yükseliş var ama eski uçuk seviyelere değil daha “mülayim” seviyelere geri dönüş olabilir diyoruz.
Toparlanma tartışmaları gündeme gelmişken de piyasalar marttan beri bir rallli içinde ve şimdi de bu rallinin “boğa”nın başlangıcı olup olmadığı tartışma konusu.. Evet eskisi gibi “ayı rallisi” deyip geçemiyoruz, çünkü iyileşme sinyalleri veren veriler de var. Ama kendimizi çok da kaptırmaya gerek yok sanki hala batık krediler artıyot, ticari emlak yeni risk olarak büyüyor, piyasanın artık daha önceki kriz sonraları yaşandığı gibi “doğası gereği” yeni balonlar şişmeye başlıyor..
Boğamıyız değilmiyiz kardeşim nedir bu durum diyenler için buyrun size en tozlu raflardan indirdiğimiz “DOW TEORİSİ”.. Charles Dow’un teorisi, mekanı cennet olsun meslektaşımın!
The Wall Street Journal’da yazdığı 255 makaleden türetilen bu teknik analizin atası denebilecek teoriye göre “EVET BOĞA BAŞLADI”. Çok basit.. Dow Jones sanayi ve Dow Jones ulaştırma endekslerini yan yana alıyorsunuz, bakmışsınız ki iki endekste de beklenen direnç noktaları kırılmış, işte boğa başlamış demek.. öyle diyor teori, şu arada sıkça konuşuluyor dışarıda..
Yine de temkinli olmak iyidir zarar gelmez
konuyla ilgili ayrıntılı yazım için hemen link vereyim;
burda baymayayım diye uzatmıyorum
http://www.referansgazetesi.com/haber.aspx?HBR_KOD=127607
görüşürüz!
S.
NEDA..
Posted on | June 24, 2009 | 1 Comment
Neda.. Güzel Neda.. Neda’yı yazmadan geçemiyorum..
Ne tuhaf değil mi.. Benim ya da sizin kafayı ABD Doları’na taktığımız ya da piyasaları yönlendiren hatta tamamen ele geç
iren spekülatörlerin kendi ceplerini doldurmaktan başka bir işe yaramayan hamleleri ile yönlendirdiği piyasanın “kişilik bozukluğu” sergileyen tavrına anlam getirmeye çalıştığımız sıralarda Neda ölüyordu…
Ne için? Bir avuç demokrasi kırıntısı için…
İki gündür kendimde değilim Neda’nın güzel gözleri, ölürken bile etrafına yaydığı o güçlü enerjisi gözümün önünden gitmiyor…
Bir kadın öldü.. bir insan öldü… sokakta öldü.. demokratik hakkını yani protesto hakkını kullanırken öldü.. öldürüldü..
biz o sırada FED toplantısından faiz artırımı kararının sene sonuna kadar çıkmayacağını tartışıp duruyorduk..
Hayat bazen çok acımasız..
Neda.. gözlerin açık gittin ama umarım gözün arkada kalmaz, demokrasi yerini bulur..
Bir Rus, Bir Çinli, Bir Japon uçağa binerler..
Posted on | June 23, 2009 | No Comments
Tamam peki elbetteki şu malum Rus, Japon, Çin ya da türlü milletler arası fıkralardan yazmayacağım… Ama bir haftadır falan Rusların gıkı çıkmıyor.. Çinliler zaten biraz kaçak güreşiyor, Japonya ya da diğerleri deseniz onlarda “doların rezerv kuru oluşunun sürdürülebilirliği” tartışmasına aktif olarak katılmıyor. Evet evet ta kendisinden bahsediyorum: “Dolar artık rezerv kuru olamaz mı gerçekten?”
Ama bu suskunluk nereye kadar sürer ondan çok da emin değilim. Daha geçen haftaya kadar euro/dolar paritesi bildiğini oyunca yoyo misali bir aşağı bir yukarı hareket ediyordu… O ruslar yok mu o ruslar
Bir yanda Rus merkez bankası dediki “Tutmayın beniiiiiiii yahuuuu satıyorum ABD tahvillerini, hem IMF’nin tahvilleri dururken manyakmıyım elimde gittikçe değer kaybeden dolarlarla?” E haksız da sayılmazdı…. E sonra ne oldu, maliye bakanı Kudrin haftasonu “Korkmayın yahu, dolar rezerv mezerv özelliğini yitirmiyo” dedi.. ohhhhhhh dedi parite yine bi sakinleşti.. Sadece bir gün geçti Şangay İŞbirliği örgütü’nde bu kez devlet başkanı Medvedev “Yok yok artık dolardna başka bir rezerv kuruna ihtiyaç var” dedi…
Nası yaa!!??.. Dalga mı geçiyosunuz (Are you kidding’in Rusçasını bilen varsa yazsın bi zahmet!).. Kedi-fare oyununa döndü diye yazdım gazetede.. Cidden de öyle ve birileri bu işten acayip paralar götürdü ya neyse… Eur/dolar paritesi iki üç günde nası iniş çıkışlar yaşadı..
Şimdi bir sessizlik hakim.. Ama ben bunun ABD’nin en büyük finansörlerinin dolar varlıklarından çıkmaktan vazgeçtikleri gibi “iyimser” bir işaret olduğunu hiç sanmıyorum.. Biraz da “bekle ve gör” modu hakim sanki.. Hnai malum ABD krizden çıktı mı, yok W tipi resesyon olacak ta seneye ikinci dibi görecekmiyiz görmeyecek miyiz tartışmaları var ya… Bir de arada harcama paketlerinin etkisiyle toparlanma gösteren verilerin illüzyou var tabi… Biraz daha beklenecek gibi.. Zaten ABD varlıklarından öyle hopppadanaaaaaaaak diye bir çıkış beklemiyor kimse…yavaş yavaş.. hem üstelik ABD varlığından çıkıp ne alacaklar, Kamboçya tahvili falan mı? Avrupa^’dan daha mı az riskli olur du aslında ya hehehehe
O yüzden Rusya, Çin, Brezilya ya da Japonya gibi büyük finansörlerin ABD tahvilleri kadar yüksek nota sahip ve güvenilir varlık bulma şansları da çok değil.. Ama bu varlıklardan çıkma tartışmaları bile paritede ve piyasalarda çalkantı yaratıyorsa bir de bunun gerçeğe dönüştüğünü düşünün!!!.. Zaten çıkış var o ayrı, bu hiç bir zaman toplu sert bir çıkış olmayacağı için yavaş yavaş hissedilecek…
Economy Lover’dan merhaba!
Posted on | June 2, 2009 | 2 Comments
Son bir kaç yıldır gazetede yazdığım yazıları hani derler ya “kendi aramızda konuştuğumuz şekilde” aktardığım blogumu artık kendi adıma açtığım bir siteye taşıma vakti geldi..
Burada ciddiyetten ölen yorumlar, beyin cerrahının teşhisinden bozma teknik ifadeler ya da uykunuzu getiren sıkıcı yorumlar bulacağınızı zannediyorsanız yanılıyorsunuz!
Ekonomide eğlence asıl şimdi başlıyor! ![]()
“Ekonomicilik” oyunuma hoşgeldiniz, iyi eğlenceler!
Sıla Özçelik
ps: bana kısaca S. diyebilirsiniz
RENKLİ SAKIZLAR… EKONOMİ ASLINDA ONLAR KADAR EĞLENCELİ